Futbol diplomasisiyle başlayan Ermenistan açılımının geleceğiyle ilgili soru işaretleri iyice arttı.
(…) Ortaya Ermenistan Anayasa Mahkemesi`nin protokole yazdığı gerekçe çıktı.
Şimdi de Erivan`da Cumhurbaşkanına imzasını çekme yetkisi verecek bir düzenleme konuşuluyor.
Dışişleri`ne göre, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesinde, Türkiye`nin Doğusundan Batı Ermenistan diye söz eden Bağımsızlık Bildirisi`nin 11. maddesine ve soykırımı dünyaya tanıtmanın Ermenistan hükümetinin görevi olduğunu söyleyen anayasanın girişine atıfta bulunulması, protokolleri sakatlamış durumda. Soykırım olup olmadığını tartışma yetkisi hükümetin elinden alınıyorsa Tarih Komisyonu neyi konuşacak? Türkiye`nin sınırı tanınmıyorsa ilişkiler nasıl normalleşecek?
Dışişleri`ne göre, gerekçe uluslararası hukuka da aykırı. Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesi`nin 27. maddesine göre, bir anlaşma imzalandıktan sonra iç hukuk gerekçe gösterilerek rafa kaldırılamaz.
Bu yüzden Ankara, protokollerin geçerli olduğuna dair yazılı güvence istiyor. Bunun için ABD ve arabulucu İsviçre ile temasta. Lakin ilk tepkiler, hem Karabağ`da çözümün hızlandırılması hem de yazılı güvence konusunda umut verici değil. Türkiye`nin endişesi fazla paylaşılmadığı gibi, protokollerle Karabağ sorunu arasında ilişki kurulmasına da itiraz ediliyor.
Halbuki Ermenistan sınırının kapanma nedeni, Ankara-Erivan arasındaki sorunlar değil, Ermenistan`ın Azerbaycan`ın beşte birini işgal etmesiydi. Dolayısıyla protokollerde yazmasa da sınırın açılması ile işgal arasındaki bağ açık.
Diplomatlar, bu gerçek ortada iken Türkiye`nin protokolleri imzalama gerekçesini, `çözüme ivme kazandırmak` diye açıklıyor. Sürecin başladığı günden bu yana iki ülke liderlerinin 9 kez buluşmuş olması bu tezi doğruluyor. Buzdolabına konulan ve alt düzey memurların takip ettiği Karabağ, artık devlet başkanları ve dışişleri bakanları düzeyinde ele alınıyor.
Ancak Erivan-Ankara normalleşmesinin Karabağ`a bağlı olduğu bilinmesine rağmen, ABD ve Rusya`nın bunu hafife alması tuhaf. İşgal sürerken, Türkiye`nin Ermenistan`la ilişkileri normalleştirmesi ve Azerbaycan`ı kaybetmeyi göze alması isteniyor sanki.
(…) Türkiye`nin derdi, sorunun tamamen çözülmesi değil, bazı iyi niyet adımlarının atılması. Aslında yıllardır konuşulan sorunun çözüm parametreleri ortaya çıkmış durumda. Eksik olan, büyük devletlerin Ermenistan`ı kayıran tavrı ve irade.
Çözüm 4 nokta üzerinde odaklanıyor: Birincisi, Ermenistan`ın işgal ettiği 5 reyondan çekilmesi. Bunda tam mutabakat var. İkincisi, Ermenistan`ın Kelbecer`den çekilmesi. Çekilme konusunda mutabakat var, ama bunun takvimi tartışmalı. Üçüncüsü, Laçin koridorunun genişliği ve statüsü. Burada da opsiyonlar belli, ama müzakereler sürüyor. Dördüncü başlık, Karabağ`ın statüsü. Burada iki problem var. Biri, statünün geçici mi, kalıcı mı olacağı; diğeri nasıl belirleneceği.
Azerbaycan geçici bir statüden yana, Ermenistan ise kalıcı statüde ısrarlı. Yöntem noktasında ise Karabağ`daki nüfus dengesine güvenen Ermenistan, referandum istiyor. Azerbaycan ise anayasasının ülkenin bir bölümünde referanduma karşı olduğunu savunuyor. Dolayısıyla iki pozisyon arasında özgün çözümler aranıyor.
Aslında Güney Kafkasları ve Türkiye`yi rahatlatacak sürecin püf noktası, çözüm için konuşulan bu ilkelerin nasıl uygulanacağında saklı. Ermenistan, paketin tümünde anlaşılmadan adım atmaya yanaşmazken, Azerbaycan mutabakata varılan 5 reyondan çekilmeyle başlanabileceği görüşünde. Ermenistan`ın bunu yapması halinde, Bakü, kapıları açacağını söylüyor. Bu adım atılsa, Türkiye protokolleri onaylayacak ve Türkiye kapısı da açılmış olacak. Bu açıdan, Ermenistan`ı izolasyondan ve artan sefaletten kurtaracak anahtar elinde. İstenen de fazla bir şey değil, işgal ettiği toprakların bir kısmını boşaltmak. Yalnız Ermenistan, bu gerçeği görse de çözüm istemeyen güçler bunu ister mi?
|