Kampanya Metni:
Örnek Metin (Türkçe):
Sayın Senatör;
12 Kasım 2008 tarihli konuşmanızda vurguladığınız hususları dikkatle inceleme fırsatı buldum.
Öncelikle Avustralya ve Türk toplumunun ortak hafızası içinde yer alan olaylar ekseninde, gelecek nesillere kin ve nefret yerine barış ve dostluk mesajları veren bir kültürün temsilcisi olarak büyük şaşkınlık ve üzüntü içinde olduğumu belirtmeliyim.
Sizin de bildiğiniz gibi Avustralya ile son derece güçlü ve tarihi ortak bağlarımız bulunmaktadır. Bu durumun siyasi bir çıkar malzemesine dönüşmüş olduğu kadar tarihi gerçeklerle hiçbir düzlemde bağdaşmayan iddialar sayesinde koparılmaya çalışılmasını kötü niyetli buluyorum.
Tarihin gerçeklerini araştırmak, öğrenmek ve belgelere dayalı yorum yapmak yerine, düşmanlıklar doğuran siyasi eğilimleri taşımanın, çağdışı olduğu kadar uzlaşma arayışlarından öte anlamlar içerdiği kanaatindeyim.
Türkiye, 1915 olaylarına ilişkin iddiaların araştırılması ve konunun her iki tarafın da karşı çıkamayacağı bilimsel esaslara dayandırılabilmesi için, Ortak bir “Tarih Komisyonu” oluşturulması yönünde konunun tek muhatabı olan komşusu Ermenistan’a son üç yıldır yoğun ve iyi niyetli teklifler götürmektedir.
Ancak, Ermeni tarafı “iddialarını belgeleri ile açıklayamayacaklarını” ifade etmekte, ve hemen ardından “Konunun tarihsel olarak tartışılacak bir yönü olmadığını” dile getirmektedir.
O halde; Norveçlilerin “Tater” (Göçerler)’lere (1920-1930), İngilizlerin Avustralyalı yerlilere (1788-1938), Almanların Batı Afrika’da Namibyalılara (1891), yine Almanların Yahudilere (1933-1945), Rumların Kıbrıs’ta Türklere (1912-1974), Yunanlıların Batı Trakyalı Türklere (1923), Bulgarların Türklere (1970-1980), Danimarkalıların İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminde Danimarka’ya sığınan 250 bin Alman’a uyguladıkları katliamlardan bahsedilerek, aynı tavrın sergilenmesi talep edilebilecek midir?
Kaldı ki, sayısal açıdan 50’ye varan bu soykırımların bağımsız bir dille aktarıldığına tanıklık “etmek” ya da “etmemek” parlamentoların inisiyatifinde midir? Yoksa, fikirsel bir alışkanlık sürecine girmemiz gerekliliği ile mi karşı karşıya kalmaktayız? Bir başka ifadeyle, Türkiye; üzerinde tartışabilecek tarihi bir konuyu, Avustralya’daki yerlilerin konumunu hiçe sayarak uluslar arası platformda en yakın müttefiklerinden biri aleyhine travma yaratan benzer bir “siyasi komplo” içinde mi değerlendirmeyi tercih etmelidir?
En net ifadesiyle, konunun tartışma platformu asla parlamentolar olmamalıdır, çünkü tarihten korkanların en büyük sığınağı bu güne kadar lobiler olmuştur. Bu durum açık stratejik hesapların yansıması olduğu kadar, ülkenizdeki Türk nüfusun hislerini ve adalete olan sağlam güvenini de derinden etkilemektedir.
Diğer bir yönüyle, Türkiye; bu güne değin tek yanlı tartışılan konuyu her yönü ve açmazı ile sorgulayabileceğini tüm dünyaya göstermiştir.
Türkiye tarafından ortaya çıkarılan ve tanınmış tarihçiler tarafından gerçekliği desteklenen belge ve yorumlar dahi o denli geniş çapta tartışmaya açılmıştır ki, canlı yayınlardan-köşe yazarlarına kadar Ermenistan ya da Ermenistan dışında söylenmesi, vurgulanması, hatta ima edilmesi yasak olan her kelime ve cümle, Türkiye’de oluşan kamuoyunun sağduyulu platformunda kendi yerini kolaylıkla bulmuştur.
Bu çerçevede; soykırım kavramının, Türk tarihinde yer almadığını ispatlayanlar, ikili ülke ilişkilerinde konunun ayrı bir platformda incelenmesini savunanlar ile savaş şartlarında karşılıklı kıyımların olabileceği görüşünü dile getirenler aynı platformda fikirlerini Türkiye’nin renkli kültürel armonisinde buluşturmaktadırlar. Kısaca, sorunun içinde bulunduğu çift taraflı kısır döngüden kurtarılmasına yönelik müthiş bir beyin fırtınası yaşanmaktadır. Oysa, sınırın diğer tarafında “Tarihin tartışılacak bir yönü olmadığının” kayıtsızca vurgulanmaya çalışılması, “Ermeni fanatizminin tarihi gerçeklerle yüzleşmek konusunda, Türk tarafı kadar duyarlı davranmadığı” savının geçerliliğini artıran bir görüntü oluşmasına neden olmaktadır.
Böylesine açık ve objektif bir zeminde bile salt bilgisizliğin ve politik manevraların etkisi altında tarihi bir meseleye siyasi çıkış noktaları ve tek taraflı kazanımlar sağlama yönünde sergilenen inisiyatif, kalıcı hasarlara neden olacaktır.
Bu noktada sizlerin, bir kez daha tarafsız davranabilme yönündeki cesareti sergileyeceğinize inanıyor, bu yönde sağduyulu açıklamalarınızı da almaktan memnuniyet duyacağımı belirtmek isterim.
Saygılarımla.
İngilizce örnek metin için tıklayınız.